![]() |
| > Ferdi Sabit Soyer> Gençlik Örgütü> Kadın Örgütü> Haberler> Anketler> Politik Tezler> Röportajlar> Linkler> Duyurular> Naci Talat Anısına> Fotoğraf Albümü |
![]() |
![]() |
|
Röportaj
Boşa Geçirilmiş 100 gün
Soyer: UBP seçimden önce verdiği sözlerin tersini yapıyor, diyalogdan kaçmak içi » |
![]() |
![]() |
|
Anket
Web sitemizi nasıl buldunuz?
|
![]() |
Soyer: "Yargıya gölge düşürülürse demokrasi yara alır"

27 Haziran’da gerçekleşen genel yerel seçimler ve Mağusa ilçesi seçim bölgesinde gerçekleşen milletvekilliği ara seçimi ile ilgili çeşitli tartışmalar yaşandı. Sonuçta Lefkoşa ilçesinde Gönyeli seçim bölgesi ile ilgili Lefkoşa ilçesi Seçim Kurulu, yapılan itirazları değerlendirerek bir karar vermiş ve itirazları reddetmiştir. Aynı şekilde Mağusa ilçesi İlçe Seçim Kurulu (İSK), Mağusa bölgesi araseçimi ile ilgili itirazla ilgili bir karar vermiş ve itirazı reddetmiştir. İtiraz sahipleri daha sonra Yüksek Seçim Kurulu’na (TSK) başvurmuştur. Ancak, 27 Haziran’dan sonra bugün olmuş, hala daha bir karar açıklamamıştır. Mevcut Seçim ve Halkoylaması Yasası ve ilgili YSK kararlarına göre seçimlerde her bir siyasi parti, sandık kurullarına üye vermekte ve siyasi partiler bu üyeleri vasıtasıyla Seçim ve Halkoylaması Yasası kurallarına uygun davranılıp davranılamadığının uygulamda katılımcısı olmaktadırlar. Ayrıca Seçim ve Halkoylaması Yasası her bir siyasi partiye, sandık kurulu üyelerinden ayrı olarak, sandıklarda gözlemci bulundurma hakkı vermektedir. Siyasi partiler de bu haklar vasıtasıyla Seçim ve Halkoylaması Yasası vasıtasıyla belirlenen kurallara uygun davranarak hem seçimlerin katılımcı ve denetleyicisi hem de YSK vasıtasıyla demokratik yapılmasının katılımcısı olurlar. Dolaysıyla yasa kuralı açıktır. Sandık bazında itiraz yapılmadığı sürece daha sonra yapılan itirazlar geçersiz olmaktadır.
Nitekim 2005’te Girne seçim bölgesinde böyle bire durum oluşmuş ve bizim CTP olarak sandıkta gözümüzden kaçan bir uygulamayı daha sonra itiraz konusu yapmıştık. 2005’teki bu itirazımızı bu gerekçeyle YSK ve İSK reddetmiş, bu bize bir milletvekilliğine mal olmuştu. Biz, bizden kaynaklanan bu eksikliği gördük ve YSK ile İSK kararlarına saygılı davrandık.
Şimdi günlerdir yasanın bu amil ve geçmişte de uygulanan hükmüne karşın hala bir karar açıklanmamıştır. Özellikle Seçim ve Halkoylaması Yasasına bağlı olarak tüm dünya gözleri önünde 2004’te demokratik bir referandum yaşanmış ve en son AİHM kararları ile KKTC yargının saygınlığı insan hakları mahkemesi ve uluslararası hukuk tarafından teksim edilmiştir.
Gelinen bu aşamada YSK ve İSK kararlarının Seçim ve Halkoylaması Yasası ile geçmiş uygulamalar ışığında doğru bir karar olacağına inancımız tam. Ama farklı bir sonuç, bu kez 2005 kararı dikkate alınarak, bu kez siyasi partilere dönük olarak farklı tutumların takınıldığı anlayışı ortaya çıkar ki bu da bundan sonra hiçbir seçimin bu memlekette sonuçlanmamasını ve uluslar arası alanda kazandığımız saygın yeri yitirmemizi getirir. Bu bakımdan özellikle iktidar partisinden olan Başbakan ve bakanlarıyla milletvekilleri, müdür ve müsteşarlarının günlerdir mahkeme koridorlarında toplanarak yarattıkları baskı nedeniyle de halkın vicdanı ve yargı, sıkıntıya sokuldu. Her şeyden evvel en büyük olgunluğu Cumhurbaşkanlığı makamı ile hükümet ve meclisteki belli bir çoğunluğu elinde tutan parti göstermelidir. UBP liderliği, yarattığı atmosferle herkese, devlete ve demokrasiye zarar vermektedir.
Yargıya gölge düşerse akla şu soru gelir: Et kokarsa tuz koyarsın, tuz kokarsa ne olur? Bunun için iktidarda olan partinin son derece toleranslı ve dikkatli olması gerekmektedir. Yargıya baskı veya gölge düşürecek bir hareket, bu devletin temelden sökülmesi demektir.
Bunun için CTP-BG’nin 2005’te mecliste çoğunluğa sahip olduğu ve Cumhurbaşkanlığı makamında eski CTP-BG Genel Başkanı’nın olduğu dönemde benzer konuyla ilgili gösterdiği demokratik olgunluk ve saygının aynen gösterilmesini beklemek hakkımızdır. Bu bakımdan YSK hiçbir baskı altında kalmadan, yasaların ve uygulamaların gereğini yerine getirmeli, bu bir an önce açıklamalı ve gerekçeleriyle birlikte iç ve dış kamuoyuna duyurulmalıdır. Başta UBP ve CTP dâhil olmak üzere tüm siyasi partiler sandık kurullarına üye vermelerinin gereğini orada yerine getirmeye gereken ağırlığı vermeli, kendi kusurlarını memleket meselesi haline getirmekten uzak durmalıdır.
05-07-2010 |


Soyer: UBP seçimden önce verdiği sözlerin tersini yapıyor, diyalogdan kaçmak içi